Güncel

"Ben hakikatın ben adaletin peşindeyim. Dövüşeceğim başka bildiğim bir yol yok benim"

13 haftadır Çağlayan adliyesi önünde tutsak meslektaşları için adalet nöbeti eylemi yapan avukat Didem Baydar Ünsal yaptığı basın açıklaması yaptı.

31 Mart 2019 Saat: 09:57
"Ben hakikatın ben adaletin peşindeyim. Dövüşeceğim başka bildiğim bir yol yok benim"
"Ben hakikatın ben adaletin peşindeyim. Dövüşeceğim başka bildiğim bir yol yok benim"

Necdet ÖZSAYGIN

İSTANBUL-

Dün,13 haftadır Çağlayan adliyesi önünde tutsak meslektaşları için adalet nöbeti eylemi yapan avukat Didem Baydar Ünsal  yaptığı basın açıklamasında açıklamasında"

İstanbul barosu diyor ya; Yargılananların kimlikleri,isnatlar,iddialar ve savunmalardan bağımsız olarak ifade ediyoruz ki,kendileri ‘’adalet’’ sağlamak adına görevli hisseden her bir erk sahibi susmayı tercih ederse adaletsizliğe ortak olacaktır.Herkesi ‘’gerçek görevine’’davetediyoruz.Sadece ve yalnız ‘’adil yargılama’’ talep ediyoruz"dedi.

Avukat Didem Baydar Ünsal açıklamasında şunları söyledi:

39 BARO ORTAK AÇIKLAMA;

Bağımsız,tarafsızmış gibi bile davranmayan,yargının görüntüsünü bile katlanılmaz kılan,adil yargılama bir yana,yargılama bile yapılmadan gerçekleştirilen bu hukuk katliamını görünür kılıyoruz.Tarihe geçsin;Bırakınız adil yargılamayıbu bir yargılama bile değildir.

İstanbul Barosu ve avukatlar olarak adalet ülküsünden asla vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız.Tek başımıza kalsak da.

25 mart 2019 tarihini unutmayın!Bu tarih hukuk tarihine geçmiştir.

Bildiriyorum;bu tarihte bir kısım hak ve özgürlük savaşçısı avukatlar hakkında bırakın adil bir yargılama yapılmasını,herhangibir yargılama dahi yapılmamıştır.

Bu tarihte avukatlar hakkında son sözleri alınmaksızın,sanık ve müdafileri olmaksızın boş salona üç ila onsekiz yıl arasında değişen mahkumiyet hükümleri açıklanmıştır.Yapılan bu yargılamanın yargılama olduğunu kabul etmiyor,ilanediyoruz.Verdikleri karar bizim nezdimizde hükümsüzdür.Bu yargılamanın tarihsel ve siyasal olarak haksız olması bir yana,hukuksuz ve yasadışı olduğunu söylemeyecek tek bir hukukçu yoktur.Ne ülkemiz de ne ülkemiz dışında.Cümle cihan izledi bu yargılama oyununu ülkeden ve ülke dışından avukat meslektaşların katılımıyla.Onlar da böyle söylediler,hukuksuzca verdikleri her karar hükümsüzdür.

Bu gün çok yoğun duygular içerisinde geldim buraya,öfkeli ve gururluyum ilk önce.Öfkeliyim yediğim içtiğim ayrı gitmediği,birlikte gülüp ağladığım,birlikte öfkelendiğim en çokta birlikte adalet mücadelesi vermekten onur duyduğum dostlarımı haksız yere kapalı tutuyorlarhala.Yıllara varan cezalar verdiler hepimize.Kapalı tutamadıklarına avukatlık yaptırmamak için ellerinden geleni yapıyorlar.Nedenibelli,avukatlık pratiğimize tahammülsüzlükleri.

18 yıl verdiler bir arkadaşıma,13 yıl bir diğerine,10,5 yıl bir başkasına ve aramızda hiçbir fark yok.Hangi kriterle bu artırımları yaptılar onlara açıklama gereği duymadılar.Hangi hukuk bir kılıftır denir ya o kılıfı geçirmeye bile ihtiyaç duymadılar,gün onların günü buna güvendiler ama günler değişir,devran döner umut yeşerir,o umudu ben yeşertmeye hazırım.İşte tam burada durma ondan.Bizi hapsettiler beni duvarların dışına,onun içine 10,5 yıl ceza verdiler bırakmadılar onu.Bana 4 yıl ceza verdiler almadılar içeriye.Nasılsa onları çıkartacağım diye yerinde duramaz,böylece onunda dışarıda avukatlık yapmasına engel oluruz dediler belkide.Görecekler avukatlık yapacağım,onları da çıkartacağım.

Neden mi öfkeliyim bu kadar?Onlar neden pervasız bu kadar?Öyle tahammülsüz ve öyle aciz ki çocuklarımızdan çıkarmaya çalışıyorlar acısını!

Dosyamızdaki tutuksuz arkadaşımız Ezgi Çakır hakkında tek başına baktığı 5 yaşında bir kızı olmasına rağmen ev hapsine hükmettiler.Berk Ercan’ın yalanlarıyla başlayan ve biten bu dosyada yine yalanlarla Ezgi’in kızı İdil’in 9 yaşında olduğunu söyleyerek onların eve hapsedilmesine karar verdiler.Ama İdil 9 yaşında değil 5 yaşında.İdil kendi başına kreşe gidemez.İdil kendi başına doktora gidemez.İdil kendi başına ekmek almaya dahi gidemezken onun çalışıp para kazanıp annesine ve kendisine tanınmayan yaşama hakkınımı kazanması bekleniyor.İdil’e böyle bir gelecek böyle bir hukuki güvence mi sağlıyor.Sosyal-hukuk devleti?Ona değil iyi bir gelecek kurma hakkı yaşama hakkı tanımıyor bu sistem.

Neden mi?Nedeni çok açık değil mi?

Ezgi’ye ve İdil’e bunları yaparak 2017 yılında bizler gözaltına alındıktan hemen sonra büromuza sahip çıkmasının bedelini ödetmek istiyorlar.Müvekkillerimizi ve bizi asla yalnız,sahipsiz,avukatsız bırakmasının bedelini ödetmek istiyorlar.Hayır,izinvermeyeceğiz.Bu kararlar hükümsüz ve bu karar dünyayı ayağa kaldıracak ya da bu karar ortadan kaldırılacak.Onlaradaletsiz,pervasız kararlarından ya dönecek,yadönecekler.Dönmezlerse her yerde karşılarında bizi bulacaklar.Yolu yok bizi susturamayacaklar.

Bu gün bir yandan da gururluyum çünkü,hakkımızda verilen yıllara varan hapis cezalarının gelecek günlerde faşizme karşı ne kadar etkili mücadele edeceğimizden duydukları rahatsızlığı görebiliyorum.Bizi etkisizleştirmeye çalıştıkça daha etkin olmak için çabamıza engel olamıyorlar.İçeride de dışarıda etkimiz dünya ya ulaşıyor.Duyabiliyorum.İlk zamanlar buraya çıkarken kanser gibi yayılan sessizliği bozmaya çalışıyorum demiştim.Yalnız değilim diyordum.Sessizlik yayılmıyor artık,sesler yankılanıyor duyuyormusunuz?Yalnız değilim görmüyormusunuz?Bengiderim,o gelir o gider birileri gelir ve biz kalırız yarına,onlarsa tarihin çöplüğüne görmüyormusunuz.

Sevdalı ve kin doluyum sonra.

İlk sorguda Nazım’ın dizeleri ile başlamıştım söze.Karar sonrası o sözleri hatırlatacağım.Doğru bulduğum haklı bulduğum güzel bulduğum her şey ve herkes için dövüşebilirim.

Ben hakikatın ben adaletin peşindeyim.Dövüşeceğim başka bildiğim bir yol yok benim.Zor yoluyla alınan özgürlüğüm,zor yoluyla fiziken de ayrı düşürüldüğüm sevdam,zor yoluyla alınan bütün haklarım ve özgürlüklerim için kavga edeceğim.

Şükriye ablaya…kızı Merve’ye…İrem’e.Özgür abi ve İdil’e.Aytaç ile sevdamıza.Yaşattıkları hasretliklere.Çektirilen acılara.

Gerçek bu ya bu günlerde biraz buruk ama daima inançlı ve umutluyum hala. Burukluğum herkes gibi insan olmamdan,hasretliğin üzerine çöken ağırlığından,onlar özgür değilken özgür hissetmenin mümkün olmadığından.İnancımsa siyasal ve tarihsel haklılığımızdan.En doğru en adil en haklı biz olduğumuza en ufak bir kuşku doğuramadıklarından.Umudun adalet mücadelesinin,dayanışmanın sürüyor ve yükseliyor olmasından.Düştükçe ayağa kalkmamız bundan.Haklıyız ve mutlaka biz kazanacağız!Savunmayı susturamıyacaklar.Bizi susturamayacaklar.

Dostlarımızın derhal serbest bırakılmaları ve beraat etmelerini.Ezgi ve İdil’n eve hapsedilmeye çalışılmaktan vazgeçilmesini.İdil okula gitmesini,park ve bahçelere,arkadaşlarının doğum günlerine gitmesini istiyorum.Hukuka,ahlaka,vicdana uymayan anne ve kızının evde hapsedilmesi kararınızdan dönün.

Sona gelirken bir kez daha teşekkür etmek istiyorum;

Hukuka aykırılıklar karşısında tüm gözdağı ve baskılara rağmen gerçekleri ifade etmekten çekinmeyen 39 baroya ve saygıdeğer başkanlarına,9 ayrı hapishaneye dağıtıldığımız durumlarda dahi ziyaretlerimizden vazgeçmeyen,duruşmalarımız da bizi yalnız bırakmayan sevgili dostlarımıza,dosyamıza çalışmak için uzun mesailer harcayan,günler süren duruşmalar boyunca mahkeme başkanının saygısız ve fütursuz tavrına rağmen tutuklu arkadaşlarımızı yalnız bırakmayan dosya avukatlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Net Haber Ajansı Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız