HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Evrim Devrim
Evrim Devrim

Sanal Sistem ve Yaşamlar…

İnternetle birlikte bilgilerin, düşüncelerin süratle paylaşılıp tartışılmaları girdi insanların yaşamlarına.
Sonra diğer sosyal medya siteleri hızla büyüdüler ve yaşamların nerdeyse vaz geçilmezi oldular.

30 Ekim 2017 Saat: 21:30

Facebook kullanıcıları,  bilgileri ve düşüncelerini paylaşırlarken farklı farklı konularda kategorize olup evrilmeye başladılar.

Dünya sanki avuçlarının içindeydi.

Artık kolaylıkla  kendisini anlatabilmekte, istediği şekilde  hakaretleri küfürleri savurabilmekteydi. Yediği yemeğini hastasını acısını kıçını başını, sevincini özel yaşamını ve özelliklerini deşifre edebilmekteydi.

Başkalarının özel yaşamlarını takip edip, inancını sanalda yaşayabilmekte dua edebilmekte hatta ‘’Amin’’ bile diyebilmekteydi.

Facebook, akıllı telefonların içlerine kadar da girmişti.

Ne yapılıyorsa herkes anında takip etmeli ‘’Aaa Bak, Şaziye Teyzem nasıl dua ediyor, ne müslüman kadınmış’’ diye düşünülerek bir beğeni kondurulmalıydı.

 Gün boyu karşılaştığı insanlara karşı demediği ‘’günaydın, iyi günler, iyi akşamlar, iyi uykular’’ gibi güzel ifadeleri rahatlıkla yazabilmeke hatta yanlarına gülücükler çiçekler ekleyebilmekteydi.

 Sayfalara asılan resimler, isimler bayraklar semboller simgeler ile hangi kalabalığa ait olunduğunun da gösterilmesi gerekiyordu.

Herhangi bir kalabalığa ait olmayan sanal bir sayfayı ‘’Facebook’ta Ham Yaparlar’’ korkusu ile gruplaşan sayfalar çoğalmaya başladı.

Daha çok sanal sosyal çevre ama  herkes benim gibi aynı tornadan çıkmış olmalı diye düşünenler arttı.

“Allah rızası için bir beğeni”  veya “Yok mu Cenazeme Hastama, Sınavda ki Çocuğuma, Seyahat eden eşime Allah rızası için dua eden?’’  paylaşımları ile duygu sömürüleri sular seller gibi oldu.

Sonra  “Allah’a Emanet Olun” diyerek emanet fişlerinin nerden kimden alınacağını bilmeyenler  ve  bunlara benzer ifadeler ile  beğeni toplayıp biriktiren “Sanal Dilenciler”  türediler.

Paylaştığı abuk subuk saçmalıklara ilgi az olduğunda “Beni sevmeyen ölsün” ya da “Sayfamda Beleş Yiyip İçen Kaçak Yolcular Defolup Gitsinler!” tripleri ile klavyelerini ısırıp yemeye çalışanlar oluştu.

Putperestler, cinsellik peşinde koşanlar, sanal ortamı canlı yaşam zannedenler, isimlerin resimlerin kişiliklerin dolayısı ile özel yaşamların peşlerinde koşanlar….

…Ve diğerleri.

Özel yaşamlar haklarında sorulan sorular, sorular sorular…

Sayfasında her anını her gününü paylaşan, özel yaşamlardan başka konular ile ilgilenmeyen bir sayfa sahibinin ‘’e-mail’’ ile iletişimi kullanmıyor olması çok ilginçtir.

Bunların yanı sıra  kitapların bilgilerin paylaşıldıkları akademik bilimsel ve sanatsal konularda zamanlarını enerjilerini tüketen kahramanlar ve sayfalar her geçen gün çoğalmaktadırlar.

İnsanların aydınlanmaları, doğru bilgilere ulaşabilmeleri amacı ile özverili bir şekilde sayfalar hazırlayıp yazılar yazmaktadırlar.

Canlı ve sanal yaşamlarımız ile hepimiz aynı toplumun aynı geminin içindeyiz ve sosyal medya sayesinde yaklaşık yirmi sene içinde daha çok empati yapabilmeyi, düşüncelerimizi özgürce ifade edebilmeyi ve tartışabilmeyi öğrenebildik.

Hepimiz de aynı havuzun içinde evrilmeye devam ediyoruz.

Birbirlerimizden kaçabilecek bir lüksümüz de bulunmamaktadır.

Hangi ırka dile düşünceye inanca ideolijiye sahip olursak olalım içsellerimizi özellerimizi ve özelliklerimizi kişiselleştirmeden yani birbirlerimizi ötekileştirmeden   mutlu bir yaşam için “Birlikte Huzurlu Doğal Yaşam Harmonisi’’ argümanına sıkı sıkıya sarılmak zorundayız.

Taraf olanlarla herkese eşit mesafede tarafsız olanlarla birlikte olmalıyız.

Sevgiler saygılar.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Net Haber Ajansı Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız