Her hücrenin binlerce tutuklusunun sarı kirli duvarlarına işlemiş hüznü var

18 Haziran 2018 Saat: 17:55
  • Zeynel Karahan/Şehriban Sevim

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

https://www.youtube.com/watch?v=Tjk6UrsjGYA&feature=youtu.be

Sinop Cezaevi dünyada en eski ve en önlü zindanlardan biridir. Bu zindanın tarihi muhalifleri çürütmek, ezmek ve yok etme tarihidir. Kara bir zindan, bir ibret abidesidir.

Özellikle sosyalistlere işkenceleri ve zulümleri ile ünlüdür.Bizim kuşağımızın genç sosyalistlerinden, 6 Haziran 1981'de Maltepe'de katledilen Ercan Yurtbilir de bu zindanda işkence görmüş ve hücrede yatmıştır.

Yine, Eşber Yağmurdereli, şair/yazar  Sezai Sarığlu ile  1979 yılında Sağmalcılar cezavinden  sürgün edilen yazar Cafer Solgun ve Recep Maraşlı  gibi devrimciler ve toplam olmak 106 kişi Sinop zindanında kaldılar.

Orta daire/orta kısım üst katı 12 Eylül döneminde ise, bölgedeki devrimcileri sorgulamak için de sorgu yeri  olarak kullanıldı. 4 ay boyunca Orta daire/Orta kısım üst katı işkence haneye dönüştürüldü.

Kısacası kapanana kadar  yüzlerce devrimci, sosyalist bu zindanda çürütülmüştür.

“Her koğuşun içinde binlerce öykü gizli. Her hücrenin binlerce tutuklusunun sarı kirli duvarlarına işlemiş hüznü var”

Tarihi Sinop Kapalı Cezaevi yaklaşık 4.000 yıl önce bölgede hüküm süren Gaskalılar tarafından yaptırılmış devasa bir hapishanedir.1214 yılında Selçuklular şehri ele geçirmiş ve kullanmaya devam etmişlerdir. Bu süreden günümüze kadar cezaevinin çeşitli yerlerine 11 adet Burç(taştan yapılmış sur) yaptırılmış ve çeşitli komutanların isimleri verilmiştir. Bu burçlar denize hakim güney cephesinde 22 metre diğer cephelerde 18 metredir ve sur kalınlığı 3 metredir. Tarihi Sinop Cezaevi üç tarafı denizlerle çevrili bir konumdadır. 1999 yılında kapatılmış ve müze haline çevrilmiştir. Şarkılara, şiirlere konu olan bir zindandır.

Cezaevine girdiğinizde girişte sol tarafta zindan bulunmakta. İçerisi tamamen karanlık, gemi demirlerini andıran devasa büyüklükteki zincirler, el, ayak ve boğaz için demir kelepçeler tarihi hatırasıyla göz önünde bulunmakta.

Zindanın biraz ilerisinde ziyaretçi binası bulunmakta. Bu binanın özelliği mahkumların ve ziyaretçilerin ayrı ayrı yerlerden 1 metrekareden bile daha dar alanlarda karşılıklı görüştürülmesi, mahkumların ve ziyaretçilerin ayrı ayrı yerlerden bu binaya giriş yapması, binanın içerisindeki güvenlik ve labirent tarzı yapı dikkat çekiyor

Geçmişte Sinop zindanında yatanlar denilince ilk akla gelen isimler arasında ise Mustafa Suphi, Sebahattin Ali, Kerim Korcan, Osman Deniz, Fatma Nudiye Yalçın,Semiha Demir, Emile Şamilov gibi isimleri saymak gerekir.

Ve sonrasında, kapanana kadar  yüzlerce devrimci, sosyalist bu zindanda çürütülmüştür.

Tarihi Sinop Kalesi üzerinde Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı zamanında tersane olarak kullanılan, 1882 yılında cezaevine dönüştürülen tarihi Sinop Cezaevi bugün “müze” olarak hizmet veriyor.

Dünyada, cezaevinin ünüyle anılan şehirlerin sayısı çok az olsa da, Sinop Cezaevi, sürgünleri, kaçmanın imkansızlığı ve zaman zaman cezasını orada çekmiş ünlü kişileri ile anılıyor.

Burası; “Girilir, ama çıkılmaz” denilen, nemden (rutubet) kibritin bile yanmadığı söylenen, mahkumların çürümek veya ceza sürelerini tamamlayamadan ölmekle karşı karşıya kaldıkları Sinop Cezaevi. Sinop Cezaevi “esaslı bir ceza” olmuş mahkumlar için.

Binlerce yıllık bir kalenin surları ardına gizlenmiş, Karadeniz’in hırçın dalgalarına terk edilmiş, rutubetini bir yiyenin bir daha iflah olmayacağı 120 yıllık cezaevi 1997 yılına kadar toplumdan tecrit edilmek istenilen yazar ve şairler ile ağır cezalık mahkumların sürgün yeri olmuş.

1960 yılına kadar Cezaevinde arşiv tutulmadığı için burada yatan ünlüler hakkında detaylı bilgiye ulaşmak zor olduğu için burada yatan ünlü yazar ve şairler hakkında en gerçekçi bilgileri, yine onların cezaevindeyken veya sonra yazdıkları anılarından elde etmek mümkün olmuş.

Cezaevi 1996 yılından itibaren boşaltılarak Kültür Bakanlığı’na devredildi. 2003 yılında İl Özel İdaresine tahsisi yapılarak 2000 yılından itibaren ziyarete açıldı. Sağır ve dilsiz koğuşları ziyaret edenler gördükleri karşısında şaşkına dönüyorlar. Cezaevinde ilerlediğinizde 1. kısım, 2. Kısım, 3. kısım olarak ayrılmış zindanlar, hücreler, koğuşlar, çeşitli atölyeler, küçük bahçeler, stratejik önemi büyük olan yerlerde gözetleme kuleleri, idari bina, çok eski bir mahkum nakil aracı, revir, muhasebe, savcı odası gibi odalar, eski yataklar bulunuyor.

 ‘Zindan’ Evliya Çelebi 1640 yılında Sinop’tan Sinop Zindanı’nı şöyle tanımlıyor: “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.” Evliya Çelebi’nin anlattıklarındaki gerçeklik payını görmek için 20. Yüzyıl başlarında zindanda yatan azılı katillerin bir kaçını hatırlamak yeterlidir. Arnavut Halil Bey; 15 sene mahkumiyetle gelmiş ancak içinde 8 kişi öldürülerek 115 seneye mahkumdur. İzmirli Nazif; 130 seneye mahkumdur. Elbasanlı Ramazan; mahkumiyeti 200 seneyi geçiyor. Kurt Haydar; mahkumiyeti 150 seneyi geçiyor. Zindan’da şu ifade de yer alıyor: “1914-18 harbi sırasında bu azılı katillerden huduttan düşman toprağına girilerek orada çete harbi yapıp düşmanı içeriden vuracak bir alay teşkil edilir ve acımasız bir subay olan Yakup Cemil emrinde Sinop’tan ayrılır.”

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Mustafa Suphi, Sebahattin Ali, Kerim Korcan, Osman Deniz, Fatma Nudiye Yalçın,Semiha Demir, Emile Şamilov gibi isimleri saymak gerekir.

MUSTAFA SUPHİ

İttihatçı rejimin hak düşmanı niteliğini haksız savaş yaklaşımlarını eleştiren yazıları nedeniyle Şevket Paşanın öldürülmesi bahane edilerek 1913 yılında 15 yıl mahkumiyetle Sinop'a sürülüyor. 1914 yılında bir kayıkla Rusya'ya kaçmıştır. 

SEBAHATTİN ALİ

Sinop Cezaevi’nde yatanlardan biri de Sebahattin Ali. Sebahattin Ali 26 Aralık 1932-29 Ekim 1933 yılları arasından önce Konya sonra Sinop Cezaevi’nde tutuklu olarak kaldı. Birçok kişi, tarihi Sinop Cezaevi'ni “Aldırma Gönül” şiiri ile tanıdı. Edip Akbayram’ın söylediği Aldırma Gönül şarkısının sözlerini burada yazmış.

Sebahattin Ali “Duvar” adlı öyküsünde Sinop Cezaevi’ni anlatıyor: “… Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş oralarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasında yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı.”

Sebahattin Ali 1936 yılında yazdığı bu öyküsünde bir mahkumun anlattığı “yarı kalmış bir firar hikayesi”nde tutukluluk günlerini de şöyle anlatıyor: “… Fakat benim kaldığım hapishanede her şey, her ses hürriyeti gözlerin önüne kadar getirmek, sonra birdenbire çekip götürmek için yapılmış gibiydi. Surların üstünde büyüyen ufak ufak ağaçlar, yosunlu taşlardan aşağı sarkan sarı çiçekler, bir bahar havası içinde eli kolu bağlı olmanın bütün acılarını içime dökerdi. Uçsuz bucaksız gökte bir kuğu gibi ağır ağır yüzen bulutlar benden bir teselliyi: unutmayı alırlardı…”  

 

SEBAHATTİN ALİ 

26 Aralık 1932 – 29 Ekim 1933 yılları arasında önce Konya sonra Sinop Cezaevinde tutuklu olarak kaldı.

KERİM KORCAN

1918 doğumlu–1938 Harp Okulu davası sonucu 10 yıl Sinop Cezaevinde kalmıştır.

OSMAN DENİZ

Talat Aydemir hareketindeki önemli isimlerden biridir. Kurmay Yarbaylık görevini sürdürürken 22 Şubat 1962 olaylarına karışması sebebiyle emekliye çıkarılır. 21 Mayıs 1963 eyleminde öncülük yaptığı gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılır. Cezası müebbete çevrilerek 26.06.1964’te kesinleşen cezası nedeniyle Sinop’a gönderilir. 1974’te affında çıkmıştır.

Ayrıca, 'Sinop kalesinden uçtum denize' türküsünün kahramanı, cezaevinden firar eden Rizeli Sandıçı Şükrü de bu zindanda yatanlardandır.

SON SÖZ

“Her koğuşun içinde binlerce öykü gizli. Her hücrenin binlerce tutuklusunun sarı kirli duvarlarına işlemiş hüznü var

Koca kale, koca taşlar bu hüznü hala içine sindiremiyor. Suç ve ceza adına insanın insana ettiği eziyete şahit oldukları için hala ağlıyorlar..

Gittiğinizde göreceğiniz bu ağır hüzündür işte.

(Gerçekedebiyat.com/Sinan Vargı)”

TECRİT HÜCRELERİ

İDAMLIKLARIN TECRİT HÜCRESİ

KOĞUŞLAR

SEBAHATTİN ALİ'NİN HÜCRESİ

HAVALANDIRMA 

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

https://www.youtube.com/watch?v=Tjk6UrsjGYA&feature=youtu.be

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Videoya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Net Haber Ajansı Tavsiye Formu

Bu Videoyu Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız