Güncel

Fakir Baykurt Gebze’de anıldı

11 Ekim 1999 yılında aramızdan ayrılan fakat öyküleri, romanları ve şiirleriyle yaşamaya devam eden Fakir Baykurt ölümünün 17. Yılında anıldı.

18 Ekim 2016 Saat: 14:35
Fakir Baykurt Gebze’de anıldı
Fakir Baykurt Gebze’de anıldı

11 Ekim 1999 yılında aramızdan ayrılan fakat öyküleri, romanları ve şiirleriyle yaşamaya devam eden Fakir Baykurt ölümünün 17. Yılında BİLKAR Genco Erkal Sahnesi’nde kızı Işık Baykurt’un katılımıyla okurları tarafından anıldı.

Etkinliğe Fakir Baykurt’un kızı Işık Baykurt, BİLKAR Başkanı Serdar Dikkatli, Eğitim-Sen Şube Başkanı Güngör İrdem, Özgürlük Kitabevi Sahibi Tahir Canan, Gebzeli Şair-Yazar Halil Yeni, Av. Yüksel Genç ve çok sayıda Fakir Baykurt seveni katıldı.

 Bilkar-Ruhi Su Çocuk Korosu'nun kurucusu ve yönetmeni olan Refik Köksal Hoca etkinlikte yaptığı konuşmada Fakir Baykurt ile ilgili şunlara değindi;

Paylaşmayı o günlerden henüz daha öğretmen olmadan anlatmaya çalışan biri Fakir Baykurt. Bizler 1971 ve ondan sonraki yetişen o öğretmen kuşak farkında olmadan o ışık hızının önünde yer aldık. Fakir Baykurt’un itelemesiyle bu günlere geldiğimizi düşünüyorum. Bakın bir ışık kaynağı da BİLKAR’dır. Bence Fakir Baykurt’un değerleri olmasa BİLKAR yok, Eğitim-Sen yok hatta demokratik kitle örgütlerinin hiç birisi yok. Fakir yoksa aslında bu ülke yok insan anlamında yok. Fakir Baykurt bizi insan yapan değerlere sahip çıkma anlayışını getiren biri. Sadece kitap yazmamış aslında sadece şiir yazmamış nasıl bir duruş örneği sergilemek gerektiğini adam gibi adam olmanın somut adımlarını atmış hem de en zor yılların içerisinde. Simge bir insandır Fakir Baykurt. Güvenin çalışmanın geleceğe taşınmanın altını çizmiştir Fakir Baykurt. Bizim de işimiz her birimizin Fakir Baykurt olmasından geçiyor.

KIZI, FAKİR BAYKURT ANILARINI ANLATTI

BİLKAR’ın davetlisi olarak Gebze’ye gelen Fakir Baykurt’un kızı Işık Baykurt da, “Yıllar geçip yetişkin olduğum dönemde başladı aradaki buzlar erimeye babamla. Babam oldukça zeki, ileriye dönük biriydi.   Burdur’da Fakir Der var. Her sene yıldönümünde anmalar yapar. Orada yönetim kurulu üyesi olan akademisyen Semre Eren çocuk gelişiminde okuyan gençlere Fakir Baykurt’la ilgili ödev veriyor. Çocuklar bana ulaşıyor. 'Fakir Baykurt nasıl bir baba' diye sordular. Ben de dedim ki “çok kötü bir babaydı”  Tabi bir anda aldıkları cevap karşısında şaşırdılar, Sonra açıklamaya çalıştım, arkadaşlarınızı ağırlayamazdınız, telefonla çok fazla konuşamazdınız çünkü babamın ayrı bir çalışma odası yoktu, salonda yemek masasının üzerinde çalışırdı. Ve o masanın üzerindeki her şeyin mutlak dokunulmazlığı vardı. Bizim evde ufacık kağıtlar bile kıymetliydi. Çünkü babam çok küçük kağıtlara not alır ve onları birleştirirdi, kullanacağı yerde kullanırdı. O dönem ‘Fakir Baykurt’un kızısın aman gülüşüne dikkat et, oturuşuna dikkat et.” Okulda öğretmen geç kalınca yer yerinden oynardı, öğretmen gelince de kimseyi görmez 'Işık yakışıyor mu sana' diye azarlardı. Türkçe dersinde kompozisyon yazıyorum. Öğretmenim 'Fakir Baykurt’un kızına yakışır mı!' deyip kızardı.Babam o dönem Türkiye Öğretmenler Sendikası Başkanı… Ciddi bir sınavla karşı karşıyayım. Küçük bir çocuğun üzerinde sorumluluklar yüklenmiş… Babanın şu kitabını okudun mu? Her yerde bu soru. Çok kitap okuduğum halde o dönem babamın kitaplarını okumamakta ısrar ettim. Babam evde çalışıyor, kitap yazıyor. Aman çocuklar sessiz olun, evin içinde Tonguç’la birlikte ayak parmakları üzerinde yürüdüğümüzü hatırlarım. Bana baba lazım Fakir Baykurt lazım değildi, o dönem pedagojik olarak açıklanabilir.

“İLK OKUYUŞUM 16 YAŞINDA NE YAZIK Kİ ÇARESİZLİKTEN OLDU”

Köy Enstitüleri üzerine çalışan bir Alman o dönem babamın yardımına karşılık teşekkür etmek için bizi Almanya’ya davet etti. Tabi İngilizce bildiğim için ben gittim. Lisedeyim. Yanımda birkaç kitap aldım. Gittim. Orada babamın kitapları rafta sıra sıra duruyor. Kitaplarımı okudum. Elimde kitap yok. İnatlaşıyorum. Sonra şöyle sıkıla sıkıla raftan bir kitabını alıp okudum. İlk defa o zaman babamın kitabını okudum. 16 yaşındaydım İlk okuduğum kitabı kaplumbağalardı. Fena bir okuyucusu olmadım babamın ondan sonrada. Zaten kitap yazılmadan önce yemek sohbetlerinde konuşulurdu, kitapların aşağı yukarı konularını bilirdik. Ama kitap halinde alıp okumanın tadını Almanya’da anladım. Bir çocuk için bir ünlü, tanınmış bir insanın çocuğu olup olmamanın karşılığı yok. Baba sıcaklığı, baba-çocuk iletişimi arıyorsunuz o yaşlarda. Babamla yıllar sonra o sorunları çözdük. Bugün günümüze baktığımdababamın anlattıkları her an her koşulda güncelliğini koruyor.(Gebze haber/Meral ERDOĞAN)

 

 

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Net Haber Ajansı Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız