“Markos ölmeli, şeflik değil kolektivizm”

“Markos ölmeli, şeflik değil kolektivizm”

30 Mayıs 2020 Saat: 21:34

Dünyanın öbür ucunda, bir felsefe doktorunun bam teline dokunması herkese adeta öğüt niteliğindedir. Makalenin orta yerinde böylesi anlayışlardan doğan nedensellikten çıkış için ortak bir akıl öneriyor. KOLLEKTİVİZM!

AHMET GAZİ AHMEDOV


26 Mayıs 2014 tarihli cumhuriyet gazetesinin uluslar arası ajanslardan aldığı habere göre EZLN’nin ünlü komutanı Markos görevini bıraktığını açıklamıştı. Asıl adı Rafa el Sebastian Vicente olan ünlü felsefe doktoru ve aynı zamanda metropolitan üniversitesinde profesör olarak da görevde bulunmuş olan Komutan Markos 21. Yüzyılın siyaset üreten Marksist teorisyenlerindendir. 

Herkesi şok eden açıklaması şöyleydi. “Bundan sonra EZLN adına benden açıklama duymayacaksınız bu görevi başka arkadaşlara bırakıyorum” diyerek örgütün sözcülüğünü başka arkadaşlarına devretti. EZLN yi ilgi ile izleyen herkesi merak içinde bırakan Markos daha sonra “MARKOS ÖLMELİ” İsimli bir makale yayımladı görevini devretmenin gerekçelerini sıraladı. Bu makalenin tamamını basınımızdan da takip ettik. Bir müddet sonra aynı makalenin devamını yayınladı.

2. makalede; bu güne kadar ideolojik performasyonları kişisel karizma ile bütünleştirip vizyona dönüştüren <Liderlik kültü>nü al aşağı eden ve okuru hayretler içerisinde bırakan derin ve somut betimlemeler vardı. Dünya soluna hitaben yaptığı bu denli derin analizlerinde “mücadele şayet tek tek şahısların benliklerine bırakılırsa, sadece bu şahıslarla yaşar bu şahıslarla yaşlanır ve bu şahıslarla ölür” gibi somut ve extrem bir örneklemede bulunur ve devam eder. “tarihte yenilgileri; sadece düşmanın amansız kuvvetinden ve şiddetinden değil, yığınların umut besleyerek sürdürdükleri uğraşı karizması uğruna felakete sürükleyen bir ya da birkaç kariyeristin hiç sorgulanmayan pratiklerinden nedensel olarak aramak gerekir.” der komutan Markos.

Türkiye solunun hiç de yabancısı olmadığı bu hastalığı enine-boyuna masaya yatırmamıza gerek yok. Dünyanın öbür ucunda, bir felsefe doktorunun bam teline dokunması herkese  adeta öğüt niteliğindedir. Makalenin orta yerinde böylesi anlayışlardan doğan nedensellikten çıkış için ortak bir akıl öneriyor. KOLLEKTİVİZM!

21.Yüzyılda güçler dengesinden bahsetmek imkânsızdır. Bu vesile ile “yaşama tutunmanın tek yolu mücadeleyi yükseltmek, birleşerek büyümek ve bütün bir iradeyi kolektif kararlarla yürütebilmek ve temsil edebilmek” gibi önerilerde bulunuyor. 

20. yüzyılda alışılagelmiş parti içi yönetimlere değinir en temel tüzük maddesinde “azınlık çoğunluğa tabidir.” İlkesinden devamla “alt komiteler üst komitelere, bütün komitelerinde merkeze bağlanması, çoğu zaman zaafları da beraberinde taşıdığına dem vurur. Bu zaafların ise “özne olmak” çabası içinde bulunanların, yığınların iradesini kendi EGO’larına nasıl kurban ettiklerini basit örneklerle açıklar. “Dar bir merkezi yapıda kararların kolektif alınması imkânsız olacağı gibi dar bir yönetim mekanizmasının da denetlenmesi bu hali ile de imkânsızdır.”

Yukarda ki alıntıya göre tersten bir yorum yaparsak ve günümüzle kıyaslamaya kalkarsak, mücadele dolu bir yaşamın kutsiyet kazanmış evrelerinden bir takım çelişkilerle de iç içe olduğumuz anlaşılıyor. Şayet böylesi bir gelenekten feyiz alınmışsa ve bu güne bu anlayışla müdahale etmeye kalkıyorsak, geçmiş yüzyılın bütün bir resmini ortaya koyup sorgulamak ve dönüp komutan Makros’un serzenişlerine kulak vermemek elde değil. Israrla vurguladığı “zaaflı yöneticilerin nöbetlerini bir sonraki geriden gelenlere bir türlü “devretmeme” alışkanlığı bütün bir yapıya sirayet eden zararların başında gelir” der.

Kollektif akıl ve kollektif iradeyi esas alan Rafael Sebastian Vicente kitlelerin gözünde “Romantize” edilmiş ve kült halini almış olan “Komutan Markos”u öldürüp sıradan bir nefer gibi kolektivizme sarılmasından daha doğal ne olabilirdi?  Markos’un bu girişimi EZLN’yi yenilemekten ziyade 21.Yüzyıl Dünya soluna yepyeni bir perspektif sunmaktı. Bunu da pratik olarak gösterdi.

21. Yüzyıl da Neoliberalizm “Küresel Sömürgeci” politikalarla yeni bir insan tipi (denetlenebilir) yaratmaya çalışıyor, dünyanın dört bir yanında Faşizan uygulamalar sayesinde sistem hayat bulmaya çalışıyor. Son iki yüz yıldır işçi sınıfını tüm kazanımlarını boşa çıkarma uğraşındalar küresel sömürgeci politikalara karşı gelişen muhalefet güçleri hemen hemen her yer de bastırılmaya çalışılıyor. İktisadi kriz siyasi krizi beraberinde getiriyor. Kriz derinleştikçe cebir ve şiddetin dozu da giderek artıyor. Kitleler umutsuzca sonu belirsiz bir karanlığa sürükleniyor. Tamda bu dönem  tüm dünyada sosyalistler için yeniden toparlanmak, örgütlenmek, birleşerek çoğalmak, çoğaldıkça saflaşmak gerekiyor. Böylesi bir mücadelenin yürütülmesinde başarılı olmanın yegâne yolu kolektif akıl ve kararlardan geçer. Bunun için en sağlıklı yol “20. Yüzyılın bize yaşattığı mücadele deneyimlerimiz ve tarihsel yenilgilerden ders alarak makûs tarihimizi yeneceğimize inancım sonsuzdur.     

................

Not: Meksika'da Zabatistaların efsane önderi Markos, 2014 yılında, bu efsaneliğin ve giderek tek liderliğin tehlikeli olduğunu, hastalık ürettiğini dile getirip, kollektivizmin şart olduğunu açıklayıp, tüm görevlerini bırakıp bir nefer olarak mücadelesine devam kararı aldı. Şimdi sıra neferi olarak mücadelesine devam ediyor.