Güncel

12 Eylül cuntasının 36 yıl önce idam ettiği dört sosyalist anılıyor

12 Eylül Cuntası tarafından bundan 36 yıl önce Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz idam edilmişlerdi.

30 Ocak 2019 Saat: 08:50
12 Eylül cuntasının 36 yıl önce idam ettiği dört sosyalist anılıyor
12 Eylül cuntasının 36 yıl önce idam ettiği dört sosyalist anılıyor

12 Eylül Cuntası mahkemeleri tarafından yargılanıp 29 Ocak 1983 tarihinde İzmit Kapalı Cezaevi’nde idam edilen Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz her yerde anılıyor.

RAMAZAN YUKARIGÖZ

Ramazan Yukarıgöz, devrimciliğe lise öğrencisiyken başlamıştı. Kısa bir süre içinde hem okulunun hem de gecekondu mahallesinin mücadelesinde atak kişiliğiyle sivrilerek öne çıktı. Gültepe Mahallesi’nin faşistlerden temizlenmesinde önemli rol oynadı. 1979 yılında tutsak düşüp bazı cezalandırma eylemlerinden yargılandığı sırada cezaevinden firar ettİ.

ramazan yukarıgöz ile ilgili görsel sonucu

İdamdan dakikalar önce biri ailesine biri de annesine olmak üzere iki mektup yazılmasına izin verildi.

Ancak sakıncalı görülerek yıllarca Genelkurmay Arşivi'nde saklı tutulan mektuplar, 26 yıl sonra sahiplerine ulaştırılabildi.  Yukarıgöz, ailesine yazdığı mektupta şu ifadelere yer verdi:  Değerli aileme, Annem, babam ve kardeşlerime. Sizleri ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. Sizler için birçok şey yapmak istedim ve her zaman da isterdim. Ancak bulunduğumuz ülkenin koşulları ve sömürü mekanizmasını yönlendirenlere, sizlere karşı ve genelde halkıma karşı, tüm emekçi ve ezilenlere karşı uyguladığı baskı, zulüm ve sömürüyü yenmeden onlara karşı savaşmadan bunları, yani sizlere karşı yapmak istediğim şeyleri yerine getirmenin imkânı yoktu. Faşizme ve emperyalizme karşı halkın yanında yer almak gerekirdi. Ben de bunu yaparak halkın mücadelesine en ön saflarda katılmaya çalışarak sizlere ve halkıma olan görevlerimi her zaman elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım. Son görevimi de şimdi yerine getiriyorum. Benim için üzülmenizi gözyaşı dökmenizi istemem. Devrimci olarak yaşadım, devrimci olarak ölüyorum.  Sizleri her zaman seven ve sayan oğlunuz, kardeşiniz. 

Ramazan Yukarıgöz  Yukarıgöz'ün annesine özel olarak yazdığı kısa mektubu ise şöyle: Değerli Anama,  Beni cezaevinde, dışarıda ve her zaman ve her yerde yanımda olarak hiçbir zaman yalnız bırakmadın. Sana olan borcum asla ödenemez. Burada şereflice yaşayıp şereflice ölerek sana olan borcumun bir kısmını ödemek istiyorum. Seni her zaman canından çok seven oğlun.  Ramazan Yukarıgöz.  Sevgi ve saygılarımla… 

ÖMER YAZGAN

Ömer Yazgan, dört çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğuydu. Kara Harp Okulu mezunuydu. Yıl 1974, 12 Mart’ın etkisini kırılmaya başlandığı yıllar. Ömer Yazgan ve birçok devrimci genci birçok şeyi sorguladığı zamanlardı. Geçen süre, Mahir’in teksir halindeki yazılarının okunması ve okulda Dev-Genç çalışmanın başlaması uzun sürmedi. 78 yılından itibaren Ömer Yazgan, Ankara’nın Nato ve Ege mahallelerinde çalışmalara katılır. İstanbul Piyade Okulu’nda buluşurlar arkadaşlarıyla. Sanayi mahallesi, Gültepe, Çeliktepe, Kağıthane bölgelerindeki eylemlere katılarak, çalışmalarda bulunur Ömer Yazgan, taşıdığı insan sevgisi, yürekliliği, derin adalet duygusu, okuma ve öğrenme tutkusu, eleştirelliği kısacası sahip olduğu kişiliği örnek gösterilecek bir insandı.

ÖMER YAZGAN ile ilgili görsel sonucu

Ömer Yazgan'ın son mektubu:

"Sevgili Anama, Babama ve Kardeşlerime,

Şu anda saat 04.00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum. Bundan böyle benim düşmanlarım sizlerin de düşmanıdır. Siz olmasanız da benim kanımı yerde bırakmayacak kardeşlerim var. Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Diğer devrimciler sizlerin evladıdır. 
Tarih, biz zulme karşı çıkanları her zaman haklı çıkardı, çıkaracak.Malım mülküm yok ki miras bırakayım. Size ve yoldaşlarıma ancak mücadele anılarımı miras bırakabilirim. Ben şu anda oldukça moralliyim. Beni tek üzen şey, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin bir üyesi olamadan ölüme gitmektir. Gelecek devrimcilerin birliği ile partimizin geleceğidir, buna inanıyorum.Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. Biraz acele etmek zorundayım. On dakika bile bana çok görüldü. Elimde kelepçe ile yazmak zor. Yeğenlerim geleceğimizin umududur. Ben düşüncelerimi daha önce çok yazdım. Burada tekrarlamama gerek yok. Bana inanın yeter. Gözyaşlarınızı düşmanlardan gizlemeyi öğrenmelisiniz. Kesin olarak soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım, dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unutmayacak. Ellerinizden öperim.Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm.Ömer Yazgan"

ERDOĞAN YAZGAN

Erdoğan Yazgan, devrimciliğe yetmişli yılların ikinci yarısından sonra lisede okurken başladı. Militan çalışma içinde yer alması esas olarak 12 Eylül sonrası döneme rastlar. Eski insanların birçoğu yılgınlığa düşüp dökülürken o giderek daha aktif görevler alıyor, riskli eylemlere tâlip oluyordu. İdamdan kurtulması için avukatı ve çevresindeki bazı insanlar “sağlık raporu al kurtul” yönünde telkinde bulunmalarına rağmen o bunları geri çevirerek arkadaşlarından ayrılmadı.

erdoğan YAZGAN ile ilgili görsel sonucu

Erdoğan Yazgan mektubunun özeti şöyledir; 

 Sevgili Anneciğim ve Babacığım, Bence yaşam bir idealle birleşince güzelleşir. Benim idealim halkımın mutluluğu, yurdumun bağımsızlığıdır. Bu idealin gerçekleşmesi için canımı ortaya koyarak mücadele ettim. Bencil duygulardan kendimi arındırmıya çalıştım, başarılı olduğuma da inanıyorum. İki, üç senedir sizlerden ayrı yaşadığımı, sizlere pek yardımım olmadığını düşünüp kızabilirsiniz. Ama ben sizi, yoksul fakat onurlu halkım kabul edip, benim canım halkım için feda olsun dedim. Ömür boyunca siz ve sizin gibilere layık olmaya çalıştım. Bunun kavgasını verdim. (...) Üzülmüyorum; çünkü ne yaptığımın bilincindeyim.  Yine söylüyorum, en büyük mutluluğum, sizlerin birbirinize destek olduğunu, kendinizi yıpratmadığını duymak ve görmek olacaktır. Mutlu, güzel, acısız günler diler, ellerinizden öper, hepinizi kucaklarım. Dayım, yengem ve diğer soranlara selam. Oğlunuz Erdoğan Yazgan"

MEHMET KAMBUR

Mehmet Kanbur, yoksul bir Kürt ailesinden geliyordu. Hayatını bekçilik yaparak kazanırdı. Devrimciliğe gençlik yıllarının sonuna doğru başlamıştı, Devrimci mücadeleye katıldığında evli ve çocuk babasıydı. Erdoğan Yazgan, devrimciliğe yetmişli yılların ikinci yarısından sonra lisede okurken başladı. Militan çalışma içinde yer alması esas olarak 12 Eylül sonrası döneme rastlar. Eski insanların birçoğu yılgınlığa düşüp dökülürken o giderek daha aktif görevler alıyor, riskli eylemlere tâlip oluyordu. İdamdan kurtulması için avukatı ve çevresindeki bazı insanlar “sağlık raporu al kurtul” yönünde telkinde bulunmalarına rağmen o bunları geri çevirerek arkadaşlarından ayrılmadı.

Mehmet Kanbur’un idam edildiği 29 Ocak 1983’te elyazısıyla kaleme aldığı mektup şöyle:

26 yıl bu mektubu bekledi

“Değerli karıcığım. Biz tarihi son görevimizi yerine getirirken, seni görmek isterdim. Öyle sanıyorum ki hiç haber verilmedi. Veya göstermelik olarak, bilinçli, gecikeceğiniz şekilde haber gönderildi. Bu namussuzlardan farklı bir şey de beklenmez. Göremedim diye üzülmene hiç gerek yoktur. Senden bunu beklerim. Ben hayatım süresince özellikle birlikte olduğumuz zamanlarda gerçek anlamda belli şeyler anlatmaya çalıştım. Ve bu uğurda gücüm oranında üzerime düşen görevleri yerine getirmeye çalıştım. Son olarak da halkımın mutluluğu uğruna canımı severek feda ediyorum. Bu görevimi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin celladına fırsat vermeden halkımın mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Senin bundan sonra özel yaşamın hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Sana güveniyorum. Tek başına yapayalnız kalsan dahi doğruluktan, dürüstlükten ayrılmayacağına, namusluca yaşamını sürdüreceğine inanıyorum. Ayrıca sana ve halkıma armağan ettiğim Murat’a da yeterli ilgi göstereceğine, halkına yararlı olacak şekilde yetiştireceğine eminim. Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur. Devrimciler öldü, yaşasın devrim. Kahrolsun faşizm. Tek yol devrim.”

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Net Haber Ajansı Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız